Neden Daha Yavaş Yemeliyiz?

Çalışma temposunun yüksek olduğu günümüzde yemek yemeye ayırdığımız zaman giderek azalıyor. Fast food tüketiminin yaygınlaşması ile yemeğin tüketilme süresi de azaldı. Avrupa’da slow food akımı buna tepki olarak doğdu ve giderek yaygınlaşmakta. Sağlık açısından olan etkileri yüzünden desteklemekteyim. Aslında böylece tadı güzel olan gıdalardan alınan damak tadı da farkında olunmadan azaltılmakta. Hızlı gıda tüketimi tabi ki sadece damak tadını azaltmakla kalmıyor, obezite ve reflü (Mide asidinin yemek borusuna geri kaçarak hasar vermesi) gibi hastalıkları artırarak sağlığınızı da olumsuz etkiliyor.

Tükettiğimiz gıdaların sindirimi sanılanın aksine midede değil ağızda başlamakta. Aslında gıdaları ağzımızda uzun süre çiğneyerek sadece yumuşatmakla kalmayız, tükrükteki sindirim kolaylaştırıcı enzimlerle, gıdanın mideye geçmeden önce sindirime hazır hale gelmesini sağlarız. Burada şu soru aklınıza gelebilir. Gıdayı daha rahat sindirirsem daha çok kilo alır mıyım? Aslında burada büyük bir çelişki var. Sindirilmesi güç gıdalar barsaklarınza geçtiği zaman barsakta kalış süresi uzayarak çeşitli sindirim problemlerine yol açmakta. Bu sindirim problemlerinin başında barsaklarda hissedilen şişkinlik ve gaz gelmekte. Bu sindirim problemleri birikerek kanser oluşumunu da tetikleyebilmekte.

Gıdaların sindirimi için gereken enzimlerin salgılanma süreci beyinde başlar. Bu süreç gıdayı gördüğünüz an başlar ve çiğnediğiniz müddetçe devam eder. Yani kısaca ne kadar çok çiğnersek o kadar rahat sindiririz. Böylelikle ha

Obezite cerrahisi sonrası beslenme

zımsızlık, reflü, gastrit azalır ve beslenme kalitemiz artar. Biz obezite cerrahisi sonrası hastalarımıza da çok çiğneyerek beslenmelerini öğütlemekteyiz. Bu sağlıklı beslenme alışkanlığının bir parçası olmalı.

Yapılan bilimsel bir çalışmada kişilerin yeme süresi uzadıkça, yedikleri miktarın azaldığı gözlenmiştir. (North American Association for the Study of Obesity, 2004). Bu beyine tokluk sinyalinin geç ulaşması ile ilgili bir durumdur. Yani biz beslenmeye ara vermezsek yada yeme hızımızı azaltmazsak gereğinden fazla gıda tüketmekteyiz. Böylece karın içi yağlanma ve obezite riski artmaktadır.

Hepimizin uygulayabileceği basit önlemlerden bahsetmek gerekirse;

Öğünlerimize yaklaşık 30 dakika zaman ayırmaya çalışalım.

Çorbanın da bir öğün olabileceğini unutmayalım. Ülkemizde restoranlardaki servis sırasını maalesef evimize de taşımış durumdayız. İlla ki her yemekten sonra tatlı tüketip kahve içmek zorunda değiliz. Bu gıdaları üst üste tüketme alışlanlığı başta reflü ve obezite olmak üzere birçok rahatsızlığa kapı açmakta.

Porsiyonlarımızı küçültmeyi deneyelim. Tabak boşalınca hemen doldurmayalım. Yerken, lokmalar arasında çatalımızı kenara bırakalım. Böylelikle tokluk hissi daha rahat hissedilir.

Lokmaları mümkün olduğu kadar çok çiğneyelim. Buradan kasıt sürekli çiğnemek değil, gıdanın ağızda iyice yumuşak kıvama gelene kadar çiğnenmesidir.

Televizyon yada bilgisayar karşısında gıda tüketme alışkanlığı hem çiğneme sıklığını azaltmakta hem de reflüyü ve obeziteyi artırmaktadır.

Gıdalar çiğnendikçe içerisindeki tat tanecikleri açığa çıkarak, beslenme daha keyifli bir hale gelmektedir. Topluca yenilen yemeklerde mümkün olduğunca grubun en geç bitireni olmaya çalışmanızı tavsiye ederim.

Zinde, ince ve sağlıcakla kalın.

#obezite #reflü #gıdasindirimi #çiğneyerek #sindirimkolaylaştırıcı #kiloalırmıyım #şişkinlikvegaz #hazımsızlık #gastrit #sağlıklıbeslenme #toklukhissi

Recent Posts
Archive
Search By Tags
No tags yet.
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square