November 25, 2017

November 25, 2017

Please reload

Recent Posts

Obezite Sebepleri?

 Dünya Sağlık Örgütü (WHO) obeziteyi 1997 de bir salgın olarak kabul etti ve obeziteyi dünyadaki en riskli 10 durumdan biri olarak ilan etti (1). 2015 itibariyle dünyada yaklaşık 700 milyon kişi obez (2). Türkiye verisi ( 2010) nüfusun % 30.3 ü obez. Obezite erkeklerde bel çevresinin 102 cmden, kadınlarda 88 cmden fazla olası yada vücut kitle indeksinin ≥ 30 kg/m ² olmasıdır.

 Fazla kilolu kişiler gündelik hayatlarında birçok sorun ile karşılaşır. Zor hareket etme, aşırı terleme ve kıyafet bulma güçlükleri bunların en basit örnekleridir. Bunun üzerine toplumsal önyargılar eklendikçe insanlar kendilerini sosyal hayattan alıkoymaktalar. Dışarı çıkmakta isteksizlik, evde hazır gıda tüketimini artırmakta ve bu da kişiye daha fazla kilo olarak geri dönmekte. Sonuçta insanlar hayatlarını kısıtlayan bir kısır döngüye girmekteler.

 Umutsuzluğa kapılmaya gerek yok, zayıflamakla bu kısır döngü kolaylıkla kırılabilir. Bu konuda toplum olarak bize düşen vazifeler var. Obezitenin bir hastalık olduğunun bilincine varmalı ve obez kişilerin az yemekle zayıflayamayacaklarını kabul etmeliyiz. Obez hastalar yemek yerken yargılayıcı bakışlar atmaktan vaz geçmeliyiz.  İnsanların fazla kiloları nedeniyle alay konusu olmalarına tepki göstermeliyiz. Obez kişiler çocukluklarından itibaren toplum tarafından dışlanmakta, olumsuz lakaplar takılmaktadır. Öğretmenlerin bu konuda özellikle duyarlı olması gerek. Yabancı kaynaklı bir çalışmada eğitimcilerin neredeyse ¼ ü obez kişilerin duygusal ve ailevi problemleri olan, dağınık ve iş alanında daha başarısız olduklarına inandıklarını göstermiştir (3). TV programları üzerine yapılan bir çalışma kilolu olan kişilerin aldıkları rollerde daha az duygusal ve sosyal ilişkilere giren ve daha fazla alay konusu olan karakter olarak resmedikleri görülmüş (4). Bu da onları yanlızlığa ve daha aşırı kilolu olmaya itmekte. Aşırı kilolu ve ince olan iki kişi aynı işe başvurduklarında, ince olan kişinin daha sıklıkla tercih edildiği gösterilmiş. Kadınlar iş hayatlarında bu sorunlarla çok daha sık karşılaşmakta. Bir hastamız çok çalışkan olmasına rağmen terfi alamamakta ve geri hizmette tutulmaktaydı. Ameliyattan sonra incelip, ideal kilosuna kavuşunca maaşına zam alıp, ön plana alındı. Kendisi çalışma temposunun değişmediğini söyledi.Yani sadece önyargılardan dolayı bunlar başına gelmişti. Maalesef bu profesyonel bir yaklaşım değil.

 Sağlık çalışanları arasında da maalesef bu ön yargılar görülmekte. Yabancı kaynaklı 255 aile hekiminin katıldığı bir çalışmada doktorların %78 i obez hastaların disiplin eksikliği nedeniyle kilo veremediklerini, % 54 ü ise obez hastaların psikolojik problemleri olduğuna inandıklarını ifade etmişler (5). Kendimden örnek vermem gerekirse bu işe başlamadan yani 5 yıl kadar öncesine kadar bana göbek fıtığı, kasık fıtığı gibi açık cerrahi gerektiren hastalar geldiği zaman onlara kilolarından dolayı ameliyat riskinin, özellikle yara enfeksiyonu ve fıtık nüksü riskinin normal insanlara göre arttığını söyleyip, kendileri için en iyi olanın zayıfladıktan sonra gelip ameliyat olmalarını tavsiye ediyordum. Bu yaklaşım doğru ama eksik. Siz 150 kilo olan bir fıtık hastasına bunu tavsiye ettiğinizde bunun gerçekleşme ihtimali neredeyse ortadan kalkıyor. O yüzden bu insanların ameliyatı mümkünse obezite cerrahisi ile birlikte yada hemen sonrasında yapılmalıdır.

 Kişi şeker hastası olduğu için yadırganamadığı gibi obez olduğu için de yadırganamaz.

 Obezitenin az yemek ile önlenebileceği algısı yanlıştır. Annenin kilosu, gebeyken insulin direnci olması, doğum ağırlığı kişinin obezite riskini artırmaktadır (6). Buna gebelikte bebeğin “Metabolik programlanması” denilmekte. Çalışmalar obezitenin genetik temelleri olduğunu ortaya koydu. Aşırı obez kişilerde doğumsal leptin ( Beyine yemeyi azaltma sinyali gönderen hormon)  eksikliği gösterildi (7). Hayvan deneylerinde obezite ile ilgili genlerde bozukluğu olan farelere eşit miktarda gıda verilse bile aşırı kilo aldıkları gözlendi (8). Bu gen (MRAP2 : melanocortin reseptör aksesuar protein 2) insanda da mevcut.

 Hepimiz obezite ile mücadeleye kendi mutfağımızdan başlamalıyız. Yüksek kalorili içecek ve gıdaları tercih etmekten kaçınalım. Yürüyüş bile olsa hayatımıza düzenli bir fiziksel aktiviteyi dahil edelim. 

 

Kaynakça

1. WHO Facts related to chronic diseases. 2010.

2. WHO. Obesity and overweight. 2010.

3. Neumark Sztainer D,Story M Beliefs and attitudes about obesity among teachers J Nutr Educ 1999: 31 3-9.

4. Greenberg BS, Eastern M et al, portrayals of overweight and obese individuals on commercial television Am J public health 2003, 93: 1342- 8.

5. Ferrante JM, Piasecki AK obesity 2009: 17: 1710- 16.

6. Catalano PM, Ehrenberg HM, The short and long term implications of maternal obesity. BJOG 2006, 113: 1126- 33.

7. Montague CT, Farooqi IS et al. Congenital leptin deficiency. Nature 1997: 387, 903- 8.

8. M. Asai, S. Ramachandrappa, M. Loss of Function of the Melanocortin 2 Receptor Accessory Protein 2 Is Associated with Mammalian Obesity.Science, 2013; 341

Share on Facebook
Share on Twitter
Please reload

Follow Us
Please reload

Search By Tags
Please reload

Archive
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

Bize Ulaşın

Harbiye mahallesi, Mim Kemal Öke caddesi

 No: 11 Kat:2 Nİşantaşı

34367

Şişli/ İSTANBUL

 Site bilgilendirme amaçlıdır. Sitedeki bilgiler doktor muayenesinin yerini tutmaz. En doğru bilgi için doktrounuza başvurunuz.  

Site içeriği Op. Dr. Kaplan Baha Temizgönül' e aittir. Tüm hakları saklıdır © 2016.